Gerçeklerden Daha Fazla Uzaklaşmak İstemiyorum

Okullar tatil, uyku düzenimiz bozulmuş, günleri karıştırmaya başlamışken gülümsemelerin eksik olmadığı, mutluluk senaryolarının yazıldığı günler de başladı… Her şey güzel, gülüyoruz, eğleniyoruz, iyi hoş vakit geçiyoruz ama ya gerçekler?

Güzel vakit geçirdiğim, gülmeyi tekrar hatırlamaya başladığım günlerin bitiminde, başımı yastığıma koyunca bi’devir bitiyor bi’devir başlıyor.. Gün boyu eğlenmiş, güzel vakit geçirmiş olduğum için gerçeklerden uzaklaştığımı düşünüp, karamsarlığa sürükleniyorum. Mutlu oldum ya sanki dünyadan kopup her şeyi unuttum, kendimi düşündüm sadece. Kendimi ve beni mutlu edecek şeyleri.. Fakat dünya bu değil, tatlının yeri olduğu kadar acının da yeri var. İşte tam uyumak için başımı yastığıma koyduğumda acılar geliyor aklıma.. Sonra ardı arkası kesilmeyen sorular.. Kendini yargılamalar. Oysa ki seni “tanrıdan başkası yargılayamazdı” değil mi?… Bunla da bitse iyi, hep ben suçlu çıkıyorum yargılamadan sonra, hep ben hatalı hep ben yanlış..

Ertesi sabah güneş doğup -hoş güneş doğarken yatıyoruz ya- yeni bir gün başladığı zaman geceyi unutmuş, bi’önceki günün devamını yaşamak için uyanmış oluyorum. Yine sahte anlar, sahte mutluluklar.. İhtiyacım da yok değil hani sahteden de olsa mutluluklara ama insanı sıkıyor bi’süre sonra.. N’yaparsın dünya hali..

Yalan da olsa insan mutlu gözükmekten de memnundur fakat bazen bu anlarda insan gerçekleri göremeyip yanlış işler yapabilir, sahte mutluluklar uğruna tüm değerlerini yitirebilir, yani asıl mutluluğuna da…

Tekrar yıkılmamak, tekrar yanılmamak, yanlış olmamak ve bu sefer doğruyu bulabilmek için yine odamdayım. Gerçekleri düşünmeye hazır, sahte mutluluklardan arınmış bi’şekilde aynı şarkıların döndüğü CD’yle…