Her ne kadar sonucunu tahmin ederek uyansak da artık derbi sabahlarında yine de Fenerbahçe maçına gideceğiz / izleyeceğiz ya içimiz bi’kıpır kıpır oluyor. O gün için tüm dertlerimizi kederlerimizi unutup Fenerbahçe’mizle yatıp kalkıyoruz.. Geçip tükenmek bilmeyen sayılı saatler nasıl da sıkıyor canımızı.. Ama öyle ya da böyle vakit geçecek, maç başlayacaktır tıpkı dün olduğu gibi…
Fortis Türkye Kupası Çeyrek Final Birinci Maçını yine tribünden izledim 2 sene önce olduğu gibi ama bu sefer “Migros Tribünü”nde değil “Fenerium Üst Blok”ta.. Değişen görüş açımız ve tribündeki rahatlıktı ama yine kalbimiz Fenerbahçe ile atıyor, tribün şovlarını ve ilk vuruşu bekliyorduk..
Olmuyor ki Böyle!
Maçın başlamasına az bi’süre kalmış, iki takım oyuncuları da sahaya ısınmak için çıkmışlardı.. Sırasıyla tüm oyuncularımız tribünlere çağrılıp moral verildi maç öncesi.. Takımlar soyunma odalarına gittiğinde anons yapıldı. Telsim tribün deki seyircilerin koltuklarında bulunan kartonları, maç kadrosu anons edilirken ve İstiklal Marşımız okunurken kaldırmaları istendi.. Biraz gecikmeli oldu kartonlar kaldırılması, bi’kısım kaldırmış birliğin sağlanmasını beklerken, diğer kısım ne yapacağını bilmez bi’haldeydi.. Gecikmeli olsa da tüm kartonlar havaya kaldırıldı ve müthiş tribün şovu tamamlanmış oldu..
Telsim Tribün’ü kartonlarla uğraşırken Maraton Üst Tribün de efsaneleşen devasa bayraklarımızdan- ” Herkes Haddini Bilecek”- en dikkat çekici olanı açtı fakay orada da birlik yoktu.. Bi’taraf bayrağı kapatıyor diğer taraf yeni açıyordu.. Bi’taraf bayrağı sola çekiyor, ortalamaya çalışıyor diğer taraf bayrağı kendi üstünde tutmaya çalışıyordu…
Çok değil bi’kaç sezon önce eş zamanlı olarak 4 tribünün birden müthiş bi’coşkuyla gerçekleştirdiği tribün şovlarını, o birlik beraberliği, beraber hareket etmeyi özler olduk artık..
Maç başı “laylay” çekeceğiz, yine birlik beraberlik yok, Turkcell saymış bitiyor, Telsim yeni başlıyor neredeyse, Fenerium Telsime eşlik ediyor, Maraton her şey bi’yana maç başlasa diye bekliyor.. Nerede kaldı o rakibin ayaklarını titreten ilk topu taça attıran eşi benzeri olmayan “laylay”lar.. Nerde?
Maçın başından sonuna kadar destek verdi tribünler Fenerbahçemize.. Zaman zaman temposu düştü tribünlerin ama futbolun da etkisi vardı bunda.. Fakat dikkat çekti mi yine birlik beraberlik yoktu.. Turkcell yanıbaşındaki gslilere laf yetiştiriyor. Maraton Üst kendi bestelerini söylüyor, Telsim zaman zaman onlara eşlik ediyor zaman zaman susuyor, Fenerium ise zaten ayrı havada… Bi’bütünlük sağlansa da 3-5 kişilik arkadaş grubu kendi bildiklerini okuyordu…
Oysa ki herkes gördü, 70′li dakikalarda Alex’in şutundan sonra başlayan ateşli tezahüratlar ile gsli oyuncular nasıl da paniğe kapıldılar, üst üste topları taca atıp, doldur boşalta döndüler, sayısız top kaptırdılar…
Tribünlerde süregelen “reis”, “lider”, “abi”, “baba” yakıştırmalarının yapıldığı kişiler Tribünlerin efsane isimleri olabilir fakat bu isimler uzun süredir Tribünlerimize kişisel çıkarları uğruna zarar vermektedirler ve kendi içlerine parçalanmaktadırlar.. Her şeyden önce Fenerbahçemizin menfaatleri düşünülerek bu ayrılığın bu çıkarcılığın bitmesini, tribünlerin eski günlerine dönmesini istiyorum artık.. Kurt kocayınca köpeklerin maskarası olurmuş.. Eğer maskara olmak istemiyorsak bunu yapmak zorundayız…
Türk Malıymış!
Çoğu gsli bugün, yarın, öbür gün, gelecek hafta….. söyleyip duracak.. Türk takımı brezilya takımıyla berabere kaldı.. Türk Takımı derken neyden bahsedildiğini pek anlamıyorum, sadece Türk oyuncuların oynadığı ama aslı farklı olan bi’takım olabilir belki de… Her neyse o kısmı bizi hiç ama hiç ilgilendirmez, sahada oynayan iki büyük kulubün oyuncularıydı..
Olup Olabileceği Bu!
Dün Fenerbahçemiz her zamanki oyunundan uzak tutuk bi’oyun sergiledi fakat buna rağmen zaman zaman rakibini öylesine bunalttı ki top havada gözükmeye başladı.. Hatta bi’pozisyonda Fenerium Üst Bloktan topa müdehale edecektim! Rakip aynıydı, modern futbol anlayışından uzak, top ayağına gelince hızlı çıkmaya çalışan ama beceremeyen, sıkışınca daaan duun vurabildiğince topa vuran gs…
Fenerbahçenin gs’ye karşı her zaman psikolojik üstünlüğü vardır. Gerek atmosfer, gerek daha önceki maçlar Fenerbahçe’nin her maça 1-0 önde başlamasına neden oluyor.
Dün zaman zaman tribünler sussa da, topcularımız top oynamasa da, gs üstün bi’oyun sergilese de sonuç bu işte 0-0. Demek istediğim gs oyuncuların üstün motivasyonu, üstün hırsı, üstün kasaplık azmi ve emzik aşkıyla yanıp tutuşmaları sadece ve sadece Fenerbahçe’nin 1-0 üstün başladığı maçta beraberliği getirdi.. Olup olabileceği budur..
Beraberliğe sevinen gsli futbolcular da sanırım dün maç sonrası cevaplarını aldılar : ZAVALLI …….